Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazının ardından birçok telefon aldım. Arayan isimler Gaziantep Valiliği’nin yıkılması, 5. Zırhlı Tuğay alanına yapılması düşünülen Medeniyetler Şehri Projesi konularında düşüncelerini anlattılar. Ancak, bu konuşmalarda yeni bir şey daha öğrendim; Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 100. Yıl Atatürk Kültür Parkı içerisinden taşınacakmış.
ÖNCE ŞUNUN ALTINI ÖZELLİKLE ÇİZMEK GEREKİR
Bakanlıklara bağlı onlarca müdürlüğün kiracı olduğu Gaziantep’te, mevcut müdürlükleri yerlerinden ederken, alternatif planlamalar yapılmalı.
BAKIN;
Gaziantep’te de İl SağlıkMüdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, GASKİ, Şehitkamil Nüfus Müdürlüğü, TUİK, İpekyolu Kalkınma Ajansı, Şehitkamil SYDV, Gaziantep Ulaştırma 7. Bölge Müdürlüğü olmak üzere bir çok il müdürlüğü kiracı durumda. Bu kurumların her ay ödediği kira tutarları çok ciddi rakamlar. Bu kurumların kirada kurtarılması adına adımlar atılması gerekirken, mevcut kurumların yerlerinden edilmesi nasıl tarif etmek gerekir? İnanın bilmiyorum!
BU ACELE NEDEN?
2003 yılından beri 100. Yıl Atatürk Kültür Parkı içerisinde hizmet veren İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün, Gaziantep Valiliği içerisindeki kurumlarla birlikte belirlenen okullara taşınacağı iddia ediliyor. Ancak, bu kurumlar taşınmadan önce o okullara ciddi paralar harcanarak tadilat yapılacak. 2-3 yıl sonra bu kurumlar okullardan çıkacak. Bu kez tekrar eğitime yönelik tadilat yapılacak. Yani milyonlar yap-boz mantığıyla heba olacak.
Valilik yeni binasının bitirilmesi neden beklenmiyor? Bunu da anlamış değilim.
Şayet iddia doğru ise ve taşınma gerçekleşirse, Dünya’da okulda hizmet veren ilk Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gaziantep’te olacak.
***
TOPLU SMS MESAJLARINA VERİLEN PARALAR İSRAFTIR
İletişim çağındayız ve topluma mesaj vereceğimiz onlarca sosyal medya mecrası var. Ancak kentimizdeki yöneticiler ısrarla SMS’den bilgilendirme yapıyor. Bu konuda özellikle belediyelerin attıkları binlerce SMS mesajına senelik milyonlar ödeniyor…
Kimin kesesinden? Tabi ki halkın! Bu mesaj ücretleri kendileri ödüyorsa diyeceğim bir şey yok…
Bir önemli günde, tüm sosyal mecradan yöneticilerimizin mesajlarını görüyoruz. Ve ciddi sayıda takipçileri var. Ekstra yapılan paylaşımlarla bu mesaj yüz binlerce insana ulaşıyor. Ama bu tatmin etmiyor. Telefonlarımıza her gün aynı konularla ilgili onlarca mesaj geliyor.
ŞÖYLE BASİT BİR HESAP YAPTIM;
Her SMS ortalama 50 kuruş. Sadece belediyelerden atılan toplu mesaj sayısını aylık tahmini 300 bin olarak kabul edersek, parasal bedeli 150 bin TL. 150 bin X 12 eşittir; yılda 1 Milyon 800 bin TL demek. Diğer yöneticilerimizin mesajlarını hesaba katarsak, Gaziantep’te SMS mesajlarına harcanan para 2 Milyon TL’yi aşıyor. İnanın, mesaj sayısı ve ödenen ücretler bu tahmini hesaptan fazladır.
Türkiye'de 750 milyon gerçek kullanıcısı olan Telegram, Aktif Kullanıcı Sayısı: 1,2 Milyar olan Facebook, Aktif Kullanıcı Sayısı: 230 Milyon olan Twitter, Aktif Kullanıcı Sayısı: 150 Milyon olan Instagram’dan ücretsiz olarak bu duyuruları yapıyorken, halkın parasını cömertçe ücretli bilgilendirme alanlarında kullanmanın mantığını öğrenmek ve bu satırlardan yazmak isterim. Bunun adı israf değilse, Ne?
***
KORONADAN DERS ALDIK MI, ŞİKAYET ETMEYE HAKKIMIZ VAR MI?
Küresel bir salgının gölgesinde yaşamımızı sürdürüyoruz. İnsanlık şu an var olma savaşı veriyor. Koronavirüs salgınının neden olduğu, sağlık ve ekonomi alanındaki tehditler konusunda pek çok yazı yazıldı, komplo teorileri üretildi. Ama bize öğrettikleri birçok şey var.
MESELA;
Doğayla uyumlu yaşamamız gerektiğini, hayvanların üretim bandında bir hayatları olduğunu hatırlamayı, temiz havaya, temiz gıdaya, güneşe, küçük bir çiçeğe bile ne kadar muhtaç olduğumuzu öğrenmedik mi?
Aldığımız her nefese şükretmeyi öğrendik. Temiz olduğumuzu sanıyorken savunmasız bir temizlik anlayışımız olduğunu ve hijyenin bağışıklık sistemimiz kadar, sağlığımız için önemli olduğunu algıladık ve el yıkamanın bile binlerce versiyonunu öğrendik bu sayede.
***
İç dünyamıza dönerek unuttuğumuz değerleri hatırlamayı, dış dünyadaki alışkanlıklarımızdan vazgeçip iç dünyamızda özgürleşebilmeyi, evimizde zaman geçirmenin sadeliğini, hayatın karmaşasında ailemiz ile “gerçekten” vakit geçirmeyi ne kadar ihmal ettiğimiz bir şamar gibi suratımıza çarpmadı mı?
İş hayatına, başarıya, para ile ölçülebilen şeylere ne kadar anlam yüklediğimizi, gelecek kaygısı ile sahip olmaya çalıştığımız her şeyin bir anda önemini yitirebildiğini öğrendik.
Peki ders aldık mı?
***
SON SÖZ:
Karşılaştığınız sorunu sadece eleştirirseniz iki katına çıkar, düşünmekle kalır iseniz yerinde sayar, fakat soruna çare bulursanız, sorun olmaktan çıkar. (Robert Browning)
Bir Yorum Bırakın