Ebu Bekir Farisi’ye,
“Ruhun sükutu nedir?” diye sordular
Ebu Bekir Farisi dedi ki;
“Geçmiş ve gelecek zaman ile meşgul olmayı terk etmektir”
Farisi’nin deyimiyle, insan biraz kendini dinlemeli ve ruhunu tazelemelidir.
***
Bende öyle yaptım. Biraz ruhumu dinledim. Çünkü bir görevde sürekli aynı tempoda çalışmak bir müddet sonra görev körlüğü oluşturur.
Bu süreçte, ülke genelinde ve Gaziantep’te yaşananları elbette üzüntü ve endişeyle takip ettim. Nitekim tatil bitti, ama ne sorunlar ne de musibetler bitmek bilmiyor; üzerimize üzerimize geliyor.
***
Koronavirüs kabusu bitmeden, sel ve yangın feryatlarıyla uyandık. İnsanlar hayatını kaybetti. Yeşil alanlar yok oldu. O alanlarda yaşayan canlılar feci şekilde can verdi. İnsanlar evsiz kaldı, kimi çocuklar ise öksüz.
***
Yaşananlar karşısında ders alıp, gelecek adına planlama yapılması için iktidar ve muhalefetin tek ses çıkartmasını beklerken, aynen koronavirüs salgın sürecinde olduğu gibi, kısır polemikler haber sitelerinde sıcak gelişme olarak yer aldı.
Gafletten uyanmak istemesek de karşımızda bekleyen KORONAVİRÜS, SEL VE YANGIN musibetleri ders almamızı bekliyor.
***
DURUM ÇOK VAHİM; 12.5 MİLYON HEKTAR ORMAN YANGINA HASSAS
Orman yangınlarına karşı mücadelede, iktidar muhalefet tartışmasını bir kenara bırakıp, rakamlara göz atmak gelecek adına hayati önem taşıyor.
Türkiye’deki orman varlığı 22.7 milyon hektar. Bu orman varlığının 12.5 milyon hektarı ise yangına hassas. Yangına hassas orman alanları Maraş’tan başlayıp Adana, Osmaniye, Mersin, Antalya, İzmir, Muğla, Çanakkale, Trakya’ya kadar uzanıyor. Bu bölgeler yangına hassas çünkü Kızılçam ağaçlarından oluşuyor.
***
GAZİANTEP OLARAK DERS ÇIKARTMALIYIZ
Gaziantep’te, orman yangınları sonrası mesire alanlarının kapatılması güzel bir düşünce idi. Ancak, bu alanda dört ayağı yere basan tedbirlere ihtiyaç var. Kentte ciddi anlamda fidan dikimi yapılıyor. Çoğunlukla kızılçam ağaçları ile yeni orman alanları oluşturuluyor. Hep beraber gördük ki, bu ağaçlar yangınlara karşı son derece hassas. En azından bundan sonraki süreçte farklı ağaç cinsleri tercih edilmelidir. Gaziantep’te şehir içerisinde dikilen ağaçlarda da nicelik değil, nitelik göz önünde bulundurulmalı.
***
MEDENİYETLER ŞEHRİ PROJESİ TEKRAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Olası yangınlarda, orman alanlarına yakın yerleşim alanlarının ne denli büyük tehlikede olduğunu son yangınlarda gördük. Hiçbir plan, proje insan hayatından önemli değildir. Bu nedenle Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in, 5’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın taşınmasıyla beraber yerine yapılmayı planladığı “Medeniyet Şehri Projesi”ni tekrar gözden geçirmesi tartışılmaz bir gerçektir. Dülük ormanlarının hemen yanı başında inşaa edilecek bu proje gelecek adına ciddi hassasiyetler içeriyor.
***
GAZİANTEP’İN DERE YATAKLARI SEL HASSASİYETİ TAŞIMIYOR MU?
Gelelim SEL musibetine.
Ülkemizde yaşanan sel felaketi sonrası kent seferber oldu ve yardım kampanyaları düzenlendi. Elbette gurur duyduk, alkışladık. Ancak, bu duyarlılığı gösteren yöneticilerimizin, ‘’Acaba kentimizde durum nedir?’’ diye oturup düşünmesini ve bazı radikal kararlar almasını beklerdim.
Bakın;
Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 yılı meteorolojik afetler değerlendirmesine göre; 2020 yılı ilkbahar mevsiminde dolu afeti en fazla Gaziantep, Şanlıurfa, Mersin ve Elazığ’da meydana gelmiştir. İlkbahar mevsiminde en fazla şiddetli yağış/sel afeti Şanlıurfa, Elazığ ve Gaziantep’te yaşanmıştır.
***
BİRAZ GEÇMİŞİ HATIRLAYALIM;
2014 yılında Gaziantep’te Kazıklı köyünde sel felaketi yaşanmıştı. Sel suları bu köyü adeta yerle bir ederken, 5 adet kerpiç ev, 1,Ürün ambarı , 1 Araba, traktör, 1 Adet Büyük Baş Hayvan, 30 Adet Küçük Baş hayvan ve 20 ev kullanılamaz hale gelmişti.
***
2014 yılının Mayıs ayında ise; Perilikaya Mahallesi'ndeki semt pazarında alışveriş yapan bir bayan sel sularına kapılarak hayatını kaybetmişti.
***
2020 yılı Mart ayında; Nizip ilçesine bağlı Tatlıcak Mahallesi Oğuzlar Mezeresindeki dere yatağının çevresinde hayvanları otlatan 13 yaşındaki çocuk, dere suları ile sürüklenerek hayatını kaybetmişti.
***
2019 yılının Nisan ayında yaşanan sel felaketinde ise; Nizip ilçesinde birçok evi su basarken, 2 fabrikanın da duvarları yıkılmış, çok sayıda küçük ve büyükbaş hayvan ise ölmüştü.
***
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak cevap bekleyen soru şu;
Gaziantep’te sel felaketi yaşanan bölgelerde tedirler alındı mı?
Gaziantep’te olası bir sel felaketinde hassasiyet taşıyan köyler ve mahalleler tespit edildi mi?
***
İKİ HASTANE DERE ÜZERİNDE
Gaziantep’teki Alleben’in devamı olan Perilikaya mahallesinde hizmet veren Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi’nin dere içerisinde. Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma Hastanesi’nin de yine dere üzerine bulunması nedeniyle sel felaketinde büyük sıkıntı yaşamıştı.
DERE YATAKLARINA YAPILAŞMA İZNİ VERİLMEMMELİ
Gaziantep tepeler üzerine kurulu bir yerleşim alanı olduğu için, dere yatakları her zaman sel felaketine karşı savunmasızdır. Örneğin, Suludere, Yeşildere ve Alleben Deresi üzerindeki konutlar tehlike arz ediyor. Aşırı yağmurlarda kent merkezindeki diğer dere yataklarında nasıl sıkıntılar yaşandığına hep beraber şahitlik ettik.
***
SONUÇ OLARAK;
Ülkemizde yaşanan sel felaketi hepimizi derinden yaraladı. Gaziantep gibi tüm iller yardıma koştu. Gaziantep olarak yardımlaşma ve dayanışmada karnemiz pekiyi olsa da, tedbir alma ders çıkartma konusunda sınıfta kaldığımızda acı bir gerçek.
Bu nedenle en azından bundan sonraki süreçte, zaman kaybetmeden Gaziantep’in SEL AFET HARİTASI oluşturulmalıdır.
Sel hassasiyeti taşıyan mahelle ve köylerde tedbirler alınmalı. İnanın bu iş sel olduktan sonra yara sarmaktan daha kolay ve akılcıdır.
Diğer yandan Dünya ciddi bir sınavdan geçiyor. Kornavirüs, orman yangınları ve sel felaketleri sadece ülkemizde yaşanmıyor. Bu nedenle insanlık olarak bu musibetlerden ders çıkartmamız gerekiyor. Rabbim insanlığa gafletten uyanmayı nasip etsin.
Başlıkta tatil dedim ya! Elbette bu kadar musibet yaşanırken plaja gidip keyif yapmadım. Bizim tatilimiz ruhun sükutudur. İnanın iyi geldi. Tavsiye ederim.
SON SÖZ;
Aklınızla dalga geçenlerden uzaklaşın. Çünkü sessiz kalırsanız, bir süre sonra kendilerini çok zeki hissetmeye başlarlar. Zira cehalet denizinde yüzen sözde uyanıklar elbette boğulmaya mahkumdur. A.AKYÜREK
Bir Yorum Bırakın