Akıl ve strateji en büyük sermayedir dermiş eskiler. Akıl ile planlama yapmayan, öngörü ile yürümeyen ve tüm bunları strateji ile donatamayan bir anlayış, her zaman kriz ve kaoslarla yüzleşmek zorunda kalır.
Kendi içerisinde kavgalar ile gündeme gelen CHP’li belediyelerin kayyumlarla yüzleşmesi, Cumhurbaşkanlığı seçimi için atılan erken adımlar, İmamoğlu ve beraberindekilerin gözaltı operasyonu ile sonuçlanan süreci irdelediğimizde öngörü, akıl ve stratejinin önemini kavrayabiliriz.
Türkiye şuan Ekrem İmamoğlu’nu konuşuyor ve gözaltı süresinin sonucunda nasıl bir karar çıkacağını merak ediyor. Ama Gaziantep’te gündem CHP Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz.
Malumunuz, Umut Yılmaz’ın da gerek kendi partilisi gerekse AK Parti İlçe başkanı tarafından yargıya intikal ettirilen belediyedeki alım satım işleriyle alakalı dosyaları var. Hatta Şehitkamil Belediyesi için ‘’kayyum’’ kelimesini telaffuz eden CHP’liler dahi var.
İmamoğlu göz altına alınınca, Umut Yılmaz'ın bir anda kayıplara karışması manidar. Neden bir ay önce değilde, İmamoğlu gözaltına alınınca! Bunun cevabı yargı süreci devam eden şikayeter ve yolsuzluk iddiaları olabilir mi?
Bu süreçte Umut Yılmaz’a, CHP Gaziantep İl, İlçe başkanları başta olmak üzere belediye başkan yardımcıları ve partililerin ulaşamaması kamuoyunda birçok iddiayı da gündeme getirdi. Umut Yılmaz tüm yaşananlar karşısında sessiz sinema oynamayı tercih ederken, adeta mesken edindiği sosyal mecralardan da iki gündür ayrı kaldı.
Peki ama neden?
Ak Parti’ye geçiyor mu? Sorusu klişe bir cümle. Bu ifadenin sağını, solunu, arkasını ve önünü somut ifadelerle doldurmak gerekiyor.
Çünkü, gazeteci haber veya makalesinde soru sormaz. Bilakis kamuoyundaki sorulara cevap arar. Bu konuyla alakalı gerek Gaziantep gerekse Ankara düzeyinde bilgi edinmeye çalıştım. Gerçekten Umut Yılmaz Ak Parti’ye mi geçecek?
Öncelikle şunun altını çizmemiz gerekir. Şu an gözaltında olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sesli videosu ile halktan oy isteyen Umut Yılmaz’ın, böyle bir süreçte AK Parti’ye yakın isimlerle görüşmesi siyasi etik açısından tarife ve vefaya muhtaç bir durumdur.
Peki kimlerle görüştü?
Abdülhamit Gül ile görüştü diyenler var. İzzet Şahin ile görüştü diyenler var. Tabii ismi telaffuz edilmeyen bazı kaynaklarda da bazı temaslar yaşanmış. Kısacası Yılmaz’ın parti değiştirme konusunda bir arayışta olduğu aşikar.
AK Parti'de bu transfer talebinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kadar intikal ettiği kulislerde konuşuluyor.
Başta dedik ya! Strateji, akıl ve öngörü…
Şimdi Yılmaz’ın bu girişimleri ‘’ Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak’’ atasözünü akıllara getiriyor. Ak Parti’nin, yargıya intikal etmiş dosyaları olan bir belediye başkanını transfer etme olasılığı ile CHP’nin bu girişinden sonra Umut Yılmaz’ı partiden yeniden aday gösterme olasılığı kadardır. Yılmaz bu anlayışı ile Ak Parti’ye katılıp kendini garantiye almak isterken, CHP’de kendisine karşı olan cepheyi büyütmenin temelini attı.
Burada akıl oyunları yapmadan ihtimalleri sıralayacak olursak, Umut Yılmaz’ın telefonlara cevap vermeyişi ve sessiz kalışının sır perdesini iyi aralamak gerekir. Muhtemelen yaptığı girişimlerden net bir cevap bekliyordur. Lakin, Ak Parti’nin böyle bir süreçte bu transfere sıcak bakacağını düşünmüyorum. Zira, görüştüğüm isimler de aynı şeyleri ifade ettiler. Tabii, bir belediye başkanı transferi kafasına koyduysa bu Ak Parti olmaz MHP olur. Yakında MHP’ye ilişkin de aynı iddialar kamuoyunda konuşulursa şaşırmamak gerekir.
Daha bir yıl dolmadan kendi partili meclis üyeleriyle ters düşen, milletvekilleriyle uzak duran, belediyedeki alım satım işleriyle yargı süreçleriyle yüzleşen, halen ilçeye bir vizyon proje temeli atamayan, kuş uçurup, drifit atarak bugünlere gelen bir belediye başkanının iktidar partisine geçme ihtimali dahi filmlere konu olur. Adı bile hazır; ‘’Kurtuluşa Umut’’. Belediyeye fatura kesen, yakınlarını işe koyup katmerli maaşlar veren ve belediyede etrafında pastadan dilim için tur atanlara da birer rol ver. İhaleyi yap, kamerayı kur ve çekime başla.
Haa…
Ama filmin ortasında senaryo değişmez. Bütçeyi iyi kullanacaksın. Sen filmi bitirmezsen, öyle bir dizi yapılır ki, arkası yarına kalır ve herkes payına düşeni alır.
SONUÇ OLARAK;
Umut Yılmaz daha bir yılın sonunda pembe rüyalarla yatıp, kabuslarla sabaha uyanmayı başardı. CHP 20 yıl sonra belediye kazandığına pişman oldu. Atadan CHP’liyim deyip Ak Parti ile anılmak, hesap kitap işlerinde yanılmak ve çıkmaz sokaklarda sesiz sedasız olta atmak nasıl bir hayaleti ruhiyedir inanın tahmin etmek güç.
Güç zehirlenmesi, makam körlüğü, özgüven patlaması veya siyasi acemilik derim buna ben. Bir yılda bu süreçleri yaşayan anlayışı siyaset akademilerinde zorunlu ders olarak yer alması gerekir. Seçim kazan, makam kazan, itibar kazan eyvallah. Mesele bunları taşımakta. Ağır geliyorsa aklını sorgula, yorulduysan stratejini usandıysan parti değiştir diyeceğim ama bu süreçte transfer ne mümkün!!
SON SÖZ
İki türlü yaşamak vardır: Birincisinde hiçbir şeyin mucize olmadığına inanırsınız. İkincisinde ise her şeyin mucize olduğuna inanırsınız. (Einstein)
Bir Yorum Bırakın