Bir şehirdeki yerel yönetimlerin ve orada yaşayan bireylerin, şehri hangi açılardan yaşanabilir olarak tanımladığı önemlidir. Bilim sanat, kültür, yeşil alan, konut ve akıllı şehir modelleri, yaşanabilir tanımına yeterli bir cevap değildir. Yaşanabilir olmak, tüm bireylere dokunan ve hayatlarını kolaylaştıran asli hizmetlerin bir bütünüdür.
Danimarkalı filozof Soren Kierkegaard’ın ‘’Hayat ileriye bakarak yaşanır, geriye bakarak anlaşılır.’’ Sözüyle yaşana bilirliği tanımlamak gerekirse, yerel yönetimlerin ileri görüşlü çağdaş ve modern projelerinin yanında, geriye baktığımızda asli görevleri olan yol, kaldırım ve temizlik hizmetleri arasındaki orantısızlıkla yüzleşiyoruz. Bana göre, bu tanıma en uygun kentlerden biriside Gaziantep…
ŞÖYLE Kİ;
Mesela akıllı şehir uygulamaları, muhteşem parkları, kültür merkezleri, modern konutları olan bir şehirde, engelli insanlar ve çocuklar kaldırımları kullanamıyor ve kamu hizmetine ulaşmada güçlük çekiyorsa o kenti yaşanabilir olarak tanımlayamayız. Her yağışta sel afeti yaşanıyorsa, dere yataklarına konutlar yapılmaya devam ediyorsa, doğal afetlere karşı direnç zayıf ise, diğer modern projelerle yaşana bilirliği tarif etmek eksik kalır.
Hafta içerisinde, yerel yönetimlerin asli görevleri olan kaldırım, yol, temizlik ve bunun yanında kentin aydınlatılması hususunda çok telefon aldım. Anlatılanlar son derece mantıklı ve akılcı gelince, bunu bir makalede toparlamak şart oldu. Şimdi gelin hep birlikte Gaziantep’i ele alalım;
KALDIRIM KENTLERİN UYGARLIK ÖLÇÜSÜDÜR
Bir kentteki kaldırımların yüksekliği, o şehrin ne kadar ileri görüşlü ve kapsayıcı olduğunu gösterebiliyor. Düşük ve rahat kaldırımlar yaşlılar, engelliler ve çocuklu ailelerin cadde ve sokaklarda rahatça dolaşabilmesi için önemli. Bu, yerel yönetimlerin herkese değer verdiğinin, herkesin hayatını kolaylaştırmaya çalıştığının göstergesidir. Kaldırımların yüksek yapılması, aslında araçların kaldırımlara çıkmasını engellemek için bir önlem. Yani, ceza korkusu olmasına rağmen uygulanmasındaki problemler ile bazı sürücülerin kuralları ihlal edebileceği düşünülerek, fiziksel bir engel olarak yüksek kaldırımlar devreye giriyor.
MESELA;
Tokyo'da kaldırım, yola çizilen beyaz şeritle belli ediliyor. Hiçbir şoför burayı ihlal etmiyor, aracını oraya park etmiyor, yayaların geçişine engel olmuyor. Yine, Oslo'da da kaldırım yüksekliği belli belirsiz. Birkaç santim. Çünkü o kentin sokaklarında, yaşlılar, çocuklar, bebekler ve engelliler de dolaşıyor.
Sanayi, ticaret, gastronomi ve birçok alanda Dünya kenti olma yolunda adımlar atan Gaziantep’te bırakın kaldırım yüksekliğini, kaldırımların bakımları dahi saatlerce konuşulabilir. Kışın tüküren, tam ortasında uyarı tabelaları bulunan, çoğu yerde engelli işaretleri kesilen ve yer yer panoların donatıldığı kaldırımlar sizce hayatı zorlaştırmıyor mu?
Gaziantep’te, kaldırımların Oslo veya Tokyo modeli gibi yola sıfır olması adına neden bir girişim yapılmadı bugüne kadar? Tabii, mevcut kaldırımlara dahi araç park edenlerin olduğu bir kentte, bunu başarmak Nobellik bir iş olur. Bunu başaran bir belediye başkanı da gerçek anlamda, hiçbir ücret ödemeden ödül alır…
YOL MEDENİYETTİR
Medeniyetleri birbirine bağlayan yollar, şehirler açısından da büyük önem taşır. Tabii, şehirlerde yol denilince akla ilk gelen araç sayısı, buna bağlı olarak trafik sorunu ve otopark yeterliliği oluyor.
Gaziantep’te yeni yapılan yollar var. Alt ve üst geçitler hatta tüneller dahi var. Bu konuda başarılı bir kentiz. Ancak, bu yollardaki rögar kapakları ya 10 santim yüksek ya da 10 santim düşük. Araç sürücüleri, bu kapaklardan kaçmak adına adeta kayak pistlerine nazire yaparcasına slalom gösterisi yapıyor trafikte. Kentin büyük bölümünde, milyonlar harcanarak yapılan yollar bakıma muhtaç. Yetkililer şöyle bir şehir turu atsa kafi.
Trafik sorunu ise giderek artıyor. , Gaziantep'te son verilere göre, toplam araç sayısı 694 bin 183'e ulaştı. Nüfusa oranla her üç kişiye bir araç düşüyor.
Peki, otopark sayımız ne kadar?
Park yeri kavgalarının yaşanmasını, esnafın dükkan ve mağazasının önüne park edilmemesi için çeşitli önlemler almasını, yol medeniyettir kavramının neresine monte edebiliriz. Kent trafiğine çözüm düşüncesiyle yapılan çevre yolları ise karanlık. Gece yarısı o bölgede araç kullanmak, büyük meziyet ve cesaraet istiyor.
Diğer yandan; 200 bine yakın bisiklet dağıtımı yapılan bir kentte, halen bisiklet yollarının yetersizliği ve bağlantı yollarının olmayışını nasıl açıklamak gerekir. Düşünsenize, size gemi hediye edilmiş ama bulunduğunuz coğrafyada deniz yok. Gaziantep’te de cadde ve sokaklarda bisiklet görmeyişimiz bu yüzden; yol yok yol… Bisikletlerin ikinci elden satılması ise tam bir trajikomik vaka.
TEMİZLİK ÇAĞDAŞLIKTIR
Diğer yandan, Gaziantep’te son aylarda temizlik konusu çok gündeme geldi. Özellikle Kurban Bayramı’nda mahalle ve sokaklardaki çöp kutuları, sosyal medyada çok konuşuldu. Belediyelerin mevcut bir temizlik kadrosu var. Ancak, hizmet verilen nüfus şehrimize gelen mültecilerle neredeyse yüzde 30 arttı. Hal böyle olunca bu konu bir sorun haline gelmeye başladı.
Bu konuda ev ve iş yerlerindeki atıktan ziyade, çevresel atıklara dikkatinizi çekmek istiyorum. Kentimizde her yağmurda sel olaylarının yaşanmasının iki nedeni var.
Birincisi; asfaltlama yapılırken yapılan teknik yanlışlar.
İkincisi ise; çevreye attığımız atıkların yol üzerindeki mazgallarda birikmesi ve tıkaması. ,
Bu açıdan yerel yönetimler kadar, birey olarak bizlerinde sorumluluğu bulunuyor. Ancak, Gaziantep’te kentin bütünü için yeni bir temizlik hizmeti anlayışı geliştirilmesi de kaçınılmazdır. Çünkü, uzun süre bekleyen atıklar sağlımızı da tehdit eder hale geldi.
SONUÇ OLARAK;
Dünyada kurumsal ve kişisel açıdan bu konuyla ilgili yapılmış çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bir kenti yaşamak istenecek hale getirebilecek kurumların başında yerel yönetimler gelmektedir. Çünkü kentsel hizmet planlanması ve sunulması aşamasındaki tavır, o kentte yaşama talebine etki etmektedir.
Gaziantep’te de yol, kaldırım ve temizlik gibi küçük bir detay gibi görünen hizmetler belli bir standartta ulaşmadığı takdirde, yaşanabilir kentler ile rekabet gücünü yakalayamayız.
ÖNERİM ŞU;
Gaziantep dünya şehirleri ile yarışsın daha yaşanılır olsun gibi bir hedefiniz var ise, yol, asfalt ve kaldırım gibi küçük bir detay gibi görünen hizmetlerde Avrupa standartlarını yakalamalıyız.
Öncelikle kentteki oda temsilcileri, akademisyenler ve yerel yönetimler arasındaki uçurum kapatılmalı. Bu konuda çalıştay ve panel yapılmalı, toplum bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmeli.
Unutmayalım ki; Yol, kaldırım, elektrik, içme suyu, atıksu gibi altyapı hizmetleriyle mimari eserler aynı zamanda medeniyet göstergesidir. Eğitim, sağlık, kültür gibi medeniyet unsurları bu altyapı üzerinde yükselir.
SON SÖZ;
Cesaret kesinlikle bir erdem değildir: Kimi zaman, erdemin bir aracı veya hizmetkarı olabilmesine rağmen, sadece en büyük kötülüklere hizmet etmeye hazır bulunmaktan başka bir şey değildir. (Arthur Schopenhauer)
İyi haftalar.
Bir Yorum Bırakın